DURUŞMA FOTOĞRAFI İÇİN SAVCI NE DEDİ?
NAGEHAN ALÇI'YI KİM ÇILDIRTTI?
TRT BU HABERİ KONUŞUYOR!
MİLLİYET'E YAKIŞMADI!
19 Mayıs 2012 Cumartesi
‘ABD ülkelere Basın ve Eğitim yoluyla ‘sızar’
SIZMA OPERASYONU VE ‘KÜLTÜREL İĞDİŞ’…
1947’de yapılan Türkiye -ABD yardım anlaşmasının bir maddesi de, ‘Türk basınında sürekli Amerikan propagandası’ yapılma şartıydı. Amerikan Büyükelçiliği AFS ve Fulbright bursları veriyor, gençler sıraya giriyordu.. O yıllarda yüzlerce barış gönüllüsü Türkiye’yi harmanlıyordu.. 112 adet NATO haberalma tesisi Türkiye’de kuruluyordu. 1975’de Richard Podol adlı ABD görevlisi PODOL RAPORU’nda şu satırlara yer veriyordu: “Yirmi yıldan fazla bir zamandır Türkiye’de faaliyette bulunan Amerikan yardım programı bir zamandan beri meyvelerini vermeye başlamıştır. Önemli mevkilerde Amerikan eğitimi görmüş bir Türk’ün bulunmadığı bir Bakanlık ya da bir İktisadi Kamu Kuruluşu hemen hemen kalmamıştır. Bu kimseler halen bulundukları örgütte ‘ilerici güç’ niteliğini taşımaktadır.” Bir yandan ülke yönetim kademelerinde ‘Amerikanlaşma’ çalışmaları yürütülürken, diğer yandan tüm topluma kültürel sızma çalışmaları yapılıyordu: ‘Büyük şehirlerde gençler, PX Amerikan mağazalarından bluejean almak için sıradaydı. Clint Eastwood’un ‘Birkaç Dolar İçin’ filminden sonra, ‘bir kısım’ gençler mahmuzlu çizme ve kovboy pançosu bulma derdine düşmüştü. Kadiköy Cep sinemasında Animals grubunun parçalarını dinleyen salon, film boyunca dans etmişti.. ‘Michele Ma belle’ ya da ‘All hung up in your green eyes’ tınılarını bilenle bilmeyen bir olur muydu?! .. Aynı yıllarda Türk halkının yüzde 80’i Bangladeş fukaralığına eş bir durumda yaşıyordu..’ ‘Gimme some Lovin,’ Bu satırları, bir zaman önce Hürriyet gazetesinde bir köşe yazarını okurken yazmıştım. Bu yıl İstanbul festivali kapsamında Eric Clapton, ve Steve Winwood konserine giden gazeteci Ertuğrul Özkök de kültür kökleri ile ilgili şu satırları yazmıştı: Ne Ankara’da ‘gimme some lovin,’ diye bağıran Özkök’ün , ne İstanbul’un uzak semtlerinde ‘yello submarin’ diye mırıldanan gençlerin, aynı yıllarda uygulamaya konan Richard Bissel raporundan haberleri yoktu! Bissel, CIA’ nin Gizli hizmetler Direktörüydü. 1968 de yazdığı gizli raporda, toplumlara ‘sızma’ tekniğinden sözediyordu. Rapora göre, hedef ülkelerde, ‘1) Hükümetlere siyasal tavsiye ve danışmanlık, Bissel raporunda yeralan aşamalar, Türkiye’de yıllardır adım adım uygulanmıştır. Toplumlara çeşitli yollarla SIZILMAKTADIR. ‘Sızma tekniği’ , Oltadaki Balık Türkiye (M. Emin Değer) adlı kitapta şöyle özetlenir: ‘Tıb dilinde ‘infiltrasyon/Sızma’, bir mikrobun ya da kanser hücresinin, vücudun en yaşamsal bölgesinin tüm hücrelerine girmesini, mikrobun bünyenin her tarafına yayılmasını gösterir.. İşte Amerika’nın uyguladığı yöntem de budur!’ Amerikalı sosyologlar bu yöntemi ‘Görünmez faktör’ olarak tanımlarlar. Görünmez faktör, ‘kontrol mekanizmalarının toplamı’dır. ve ‘Görünmezlik, zihinlerin sömürgeleştirilmesi yoluyla başarılmaktadır.’ Bu yolda en etkili araç ‘eğitimin ele geçirilmesi’dir. ‘İdeolojik taarruz’ Amerikalı uzman Max Von Thornburg, 1947 Ekim ayında The Fortune dergisindeki ‘Türkiye’ye niçin yardım etmeli?’ baslıklı raporunda ‘İdeolojik taarruzun Amerikan Ulusal Güvenlik Stratejisi için, atom bombası kadar önemli olduğunun’ altını çizmiştir. ‘Yalnız sermayemizi değil, hizmetlerimizi, geleneklerimizi, kültürümüzü ve ideallerimizi de Türkiye’ye konuşlandıracağız!’ demiştir. Toplumun en üst düzeyinde yeralan elitler ya batıda eğitim almışlar ya batının misyoner şubeleri olan kolejlerde eğitilmişlerdir. Tümü bir iki yabancı dile vakıftırlar ve tüm yaşam biçimleri Batı tarafından şekillendirilmiştir.. Banu Avar Yükleniyor...
|