Sanat dünyasında kimlerin EVET deme ihtimalinin kuvvetli olduğunu yazıyorum bir süredir... Bunu da tahminlerime dayandırıyorum...
Vicdanına inandığım sinemacı dostum Sırrı Süreyya Önder’in kesin EVET diyeceğini yazdım, öyle tahmin ettim... Yanılmışım, bizim yerli ortodoks komünist Sırrı “Boykotçu” imiş. Yazımın yayımlandığı gün beni aradı, söyledi. Sohbetimiz gayet de makaraydı, ben Sırrı’ya “Ortodoks komünist tarafın mı tuttu, benim bildiğim Sırrı EVET der” dedim, o da “Sosyalist kanadın genel eğilimlerinden farklı davranmam, açıklama yapıp sana göndereceğim” dedi. Sırrı aradığı sırada oyuncu Sema Öztürk ile sohbet ediyorduk. 12 Eylül halk oylamasında EVET diyeceği için gösteri dünyasındaki dostlarından ciddi bir baskı gördüğünü anlatıyordu Sema. EVET dediğini kimi ortamlarda saklamak zorunda kaldığını söylüyordu...
Öbür gün bir baktım bizim Sırrı zehir zemberek bir açıklama yapmış, beni arayan arayana... Millet bizim kavga ettiğimizi zannediyor. Sırrı “5 No’lu devrim bildirisi” gibi 80 öncesinden kalma dille bir bildiri kaleme almış. Eyüp Can aradı, Eyüp’e de izah ettim. Dün o da bu konuyu Hürriyet’te yazdı. O bildiriden sonra bizim Sırrı “sırra kadem” bastı, arıyorum telefonu kapalı. Gerçi Adıyaman’daydı, annesi rahatsızdı. Annesi için de koşturuyor olabilir, kıymetli teyzemize acil şifalar dilerim...
Bu sert bildiriye rağmen ben yine Sırrı’yı severim, onun vicdanına ve mertliğine inanırım, fakat ideolojik bilinç totaliter temellerden kaynaklanınca, bu bilinç vicdana galip gelebiliyor... Bir de Eyüp bir konuda yanılmış. Sırrı Kürt değil Türk. Zaten bu ülkede en Kürt bilinen Türk, en Alevi bilinen Sünni bizim Sırrı Süreyya’dır... Türk solu geleneğine uygun davrandı Sırrı, canı sağolsun... İlahi Boykotçu Sırrı, Allah müstahakını versin...
***
Rojin, Bayülgen ve ırkçılık
Sırrı Kürt değil ama harbi Kürt olan, bu yüzden de çekmediği sıkıntı kalmayan bir sanatçı var: Rojin... Hem Ergenekoncu kanat tarafından, hem PKK tarafından sürekli rahatsız edilen, tehdit edilen bir kadın Rojin. Kendince bir duruşu olan, hiçbir kampa dâhil olmayan bir çizgisi var... Rojin’i geçenlerde Okan Bayülgen programına davet etmiş, program günü bir karakol saldırısı olunca da Rojin’e hiçbir şey demeden iptal etmiş daveti. Kürt sanatçılara bu çok yapılıyor. Bir saldırı olduğunda, askerlerimiz öldürüldüğünde sanki bu saldırının sorumlusu “Kürt sanatçılar”mış gibi bir anda hava değişiyor. Bu “potansiyel faşizm” durumu bile başlı başına korkunç bir şey...
Bayülgen zaten “ırkçılık ve nefret suçu”ndan sabıkalı biri. Geçmişte de böyle vukuatları var. Rojin’e “Programa gelse bile Kürtçe şarkı okuyamaz. Şehitlerin olduğu bir günde Kürtçe şarkı okutmam. Adam gibi Türkçe şarkı okuyacaksa gelsin” tavrında olmuş Bayülgen. Özrü kabahatinden de beter bir durum var ortada. Bayülgen’in popüler faşist, banal ırkçı zihniyet yapısını daha evvel de yazmıştım. Sanat dünyasında böyle başka örnekler de var. Bu popüler faşizmin topluma sirayet etme zemini de var... Profil Yayıncılık’tan yeni çıkan Hepimiz Birimiz, Birimiz Hepimiz İçin adlı kitabımın ikinci bölümünü tamamen buna ayırdım. Okumanızı tavsiye ederim...
Rojin’i ırkçı gerekçelerle programından kovan Bayülgen zihniyetini, bir dergiye verdiği röportajdaki şu ifadeler çok net biçimde ortaya seriyor... Muhabir şöyle soruyor:
– Fransızlarda Arap rap olayı çok patladı, ne diyorsun bu işlere?
Cevap: Yok Fransa artık, orda Fransızlar mı yaşıyor. Herifler Marsilya’dan kuzeye doğru işgal ediyorlar ülkeyi. Yakında Araplardan başka bir şey kalmayacak. Fransızlar medeni insanlar, habire doğurup durmuyorlar. Bu heriflerse acayip çoğalıyorlar. Çoğaldıkça da sosyal eşitlik dolayısıyla devletten acayip imkânlar alıyorlar...
Bayülgen zihniyeti işte bu... Fransız ırkçı lider Le Pen bu Bayülgen kafasına “Irkçılık onur ödülü” falan verebilir. İşte bu ırkçı kafa Fransa’da Araplara nasıl bakıyorsa, Türkiye’deki Kürtlere de öyle bakıyor. Rojin gibi bir sanatçıya “Ya Türkçe söyle ya da defol” diyebiliyor. Bayülgen’in magazin basınından müptezel ahbapları da bu olay vesilesiyle Rojin’e saldırıyor. Bu zihniyet hem suçlu hem güçlü... Maalesef gösteri dünyasının çoğunluğu bu zihniyete sahip...
***
Mustafa Erdoğan ve Gülben Ergen
Bu camianın ağır mahalle baskısına uğrayanlardan biri de Mustafa Erdoğan... Çok özel dans koreografileriyle onlarca ülkede bu ülkenin bayrağını dalgalandırmış bir Kürt sanatçı Mustafa Erdoğan ve bu sanatçı 12 eylülde EVET diyeceğini açıkladı diye yüzlerce tehdit almış, iki gün önce uzun uzun konuştuk Mustafa’yla... Ergenekoncu dernekler Erdoğan’ın gösterilerine gidilmemesi için bildiriler dağıtmaya başlamışlar. Irkçı ifadeler içeren kampanyalar düzenlenmiş hakkında... “EVET diyecek olanların niye çekindiklerini anladım, feci bir baskı ortamı yaratmışlar” dedi Mustafa bana... Mustafa’nın eşi Gülben Ergen’in “endişeleri”ni de anlamak lazım. Ergen’in kimi son açıklamalarını bu tabloyu düşünerek yorumlamak lazım... Herkes kanaatinde özgürdür...
rasim.ozan@hotmail.com