DURUŞMA FOTOĞRAFI İÇİN SAVCI NE DEDİ?
NAGEHAN ALÇI'YI KİM ÇILDIRTTI?
TRT BU HABERİ KONUŞUYOR!
MİLLİYET'E YAKIŞMADI!
19 Mayıs 2012 Cumartesi
Bekir Abi…
Bekir Coşkun’u 1970’lerin sonunda tanıdım…
Uzunca bir süre iş aradım. Bir gün tüm cesaretimi toplayıp Ankara’nın “Babıâli’si” olarak bilinen Rüzgârlı Sokak’taki Günaydın gazetesinin kapısını çaldım… Ankara Temsilcisi Bekir Coşkun’un karşısına çıktım ve iş istedim.. Beni şöyle tepeden tırnağa süzdüğünü, dövmekten beter hale sokan birkaç soru sorduğunu, “Bak kardeşim, git kendine doğru dürüst bir iş bul. Çok sürünürsün buralarda” diye nasihat ettiğini hayal meyal anımsıyorum.. Zaten yıllar sonra “Cumhur’un Trajedisi” kitabıma yazdığı önsözde beni kovmayı düşündüğünü itiraf etmişti!.. Ama ben o kadar kararlıydım ki, sonunda sıkıldı, “Deneyelim bakalım” dedikten sonra çağırdığı odacıya “Bu çocuğu Nuri’ye götür, bi baksın bakalım” talimatını verdi… Eline teslim edildiğim Nuri, uzun yıllar sonra RTÜK Başkanı olacak Nuri Kayış’tan başkası değildi!.. Bekir Coşkun’u daha o anda çok sevmiştim.. Sert görünen, kızdığı zaman kekelemesiyle ünlü bu pırlanta yürekli adamdan çok şey öğrendim… 12 Eylül faşizminin en karanlık günlerinde birlikte çalıştık. Daha ilk haberimde, 06 Ankara sayfasında imzamı gördüğümde sevincimden nasıl havalara sıçradığımı hiç unutamam… Sonraki yıllarda bu meslekte tutunmamın, “iyi muhabir, iyi gazeteci” olarak tanınmamın temelinde ilk sırayı o alır.. - Bekir Abi!.. *** Günaydın’dan ayrıldıktan sonra bir daha Bekir Abi’yle bir araya gelemedik!.. Hep ayrı gazetelerde çalıştık ama o hep “abim” olarak kaldı… Çok sık görüşemesek de hep en iyi dostlarımdan biri oldu.. Hürriyet gazetesinde yazarken de HaberTürk macerası sırasında da “keşke bizde olsa” diye düşündüğüm çok olmuştu. HaberTürk’te işine son verildikten sonra Cumhuriyet’e gelmesi söz konusu olduğunda arayıp “Bak Sevgili Mine Kırıkkanat da geldi, sen de bizimle olmalısın” demiştim. Ayvalık’ta sevgili eşi Andre ile birlikteydi ve geçmişte Cumhuriyet gazetesini, hem de birkaç kez “teğet geçtiğini” gülerek, biraz da sesi titreyerek anlatmıştı.. İşte o zaman geleceğini anlamıştım!.. Ve 30 yıl sonra, yine Bekir Abi ile aynı gazetedeyiz… Türkiye Cumhuriyeti’nin kalesi Cumhuriyet gazetesine, Cumhuriyet âşığı bu dev kalem çok yakıştı.. Cumhuriyet gazetesi bu karanlık süreçte yoluna daha da güçlenerek devam ediyor… Ve eğer güneşli, güzel günlere ulaşacaksak, en büyük paylardan biri her türlü baskı ve zorbalığa, her türden alçakça oyuna karşın dik duruşunu bozmayan, ödün vermeyen Cumhuriyet gazetesine ait olacaktır.. Böyle bir ailenin üyesi olmaktan büyük bir kıvanç ve onur duyuyorum… - Hoş geldin Bekir Abi… Bir Yurtsevere Mektup (86) Sevgili kardeşim Balbay, günlerdir Sevgili Tuncay Özkan’la yaptığınız söyleşiyi okuyorum. Bir ders niteliğindeki bu söyleşi dilerim “gazeteci kılıklı” tetikçilere iyi bir ders olur!.. Geçen cumartesi Stuttgart’taydım, herkes sizi sordu, sevgilerini gönderdi. Elimde senin “Zulümhane” kitabını gören yana yakıla satın almak istedi, iyi mi?.. Sonunda şöyle bir çare bulduk; herkes bağış yaptı ve kitabı senin adına imzalayıp ADD’ye hediye ettim. Peki bağış paraları ne oldu dersin?.. Diyarbakır’da TGB tarafından yaptırılan Cumhuriyet İlköğretim Okulu’na gönderildi, öğrencilerin ihtiyaçları için… Yani Zulümhane, ilkokul çocuklarının derdine deva oldu!.. Şimdi tek eksiğimiz sensin kardeşim.. Dün Deniz Kavukçuoğlu köşesinde hepimizin yüreğinde yatan özlemi ne güzel ifade etmiş, gerçekten dilimizde aynı sözcükler, “Neden olmasın?..” Seni ve tüm yurtseverleri sevgiyle, özlemle kucaklıyorum, kardeşim… Yükleniyor...
|