KILIÇDAROĞLU: BAYKAL'A İHANET ETMEDİM

Kılıçdaroğlu, dün miting için geldiği Nevşehir'de, konakladığı otelde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

12 Ağustos 2010 Perşembe 15:27
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=577959&sa=78359129

Artan terör saldırılarının halk oylaması süreciyle ilgili olup, olmadığının sorulması üzerine, Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Ben referandum süreci dolayısıyla terörün arttığı veya azaldığı şeklinde bir düşünceye katılmıyorum. Terörün tırmanması, hükümetin izlediği başarısız açılım politikasının bir sonucu zaten. Nitekim bu, değişik çevrelerde, akademik çevrelerde, medya çevrelerinde çok açıkça söyleniyor ve hükümet bu konuda eleştiriliyor. Hükümet de bu hatasını görmüş olacak ki, açılım politikasının adını üç kez değiştirmek zorunda kaldı. Bugün geldiğimiz noktada da 'Açılımdan vazgeçmedik' diyor ama artık hiçbir şey yapamayacaklarını onlar da gördüler. Terörün tırmanması hiçbirimizin arzu etmediği bir olay. Terörün sonlanmasını isteriz ama bunun için akılcı politikalar geliştirilmesi lazım. Bu politikaları bu hükümet geliştiremez.''

ÖZELLEŞTİRME POLİTİKASI

Hükümetin izlediği ekonomi ve özelleştirme politikalarıyla ilgili görüşleri sorulan Kılıçdaroğlu, ülkede başarısız bir özelleştirme, başarısız bir ekonomi politikası izlendiğini öne sürdü.

Özelleştirmeden büyük gelirler elde edildiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Ama ekonomiye baktığınız zaman beklenen gelişme yok. Ayrıca bu süre içinde olağanüstü borçlandılar. O borca baktığınız zaman da Cumhuriyet tarihinin en büyük borçlanması var. Yani evinizdeki eşyaları sattınız, buzdolabını satınız, çamaşır makinesini, televizyonu sattınız, borçlarınızı ödemeye kalktınız ama dönüp bir baktınız ki borçlarınız daha fazla olmuş. AKP'nin izlediği politika bu. Bu politika maalesef işsizliği tırmandırdı. Ekonomide yapay bazı gelişmeler oldu. Bütün gerçek şu; elde ettiğiniz parayı büyük ölçüde faizlere, sıcak paraya ödediniz. Türkiye İstatistik Kurumu'nun verdiği rakamlara baktığınız zaman da yoksulluğun arttığını görüyorsunuz. Bu da Türkiye'nin birbaşka gerçeği.''

Kılıçdaroğlu, ''Siyasetteki sert üsluplarla'' ilgili soru üzerine ''Biz sert bir üslup kullanmıyoruz. Bizim kullandığımız üslup belli, meydanlarda zaten. Eğer bir kişi doğruları söylemiyorsa, niçin doğruları söylemediğini söylüyoruz ve doğru söylemediğini de kanıtlıyoruz'' dedi.

''SAYIN BAYKAL'A İHANET ETMEDİM''

Bir gazetecinin, ''Başbakan Erdoğan'ın kendisini ihanetle suçladığını'' belirtmesi üzerine, Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Hayatımda hiç kimseye ihanet etmedim. Niye ihanet edeyim ki? İhanet etmenin koşulları vardır, kuralları vardır. Kime ihanet ettiğimi çıkıp açıklıkla söylesin, bakalım kime ihanet ettik biz? Ben hiç Sayın Baykal'a ihanet etmedim. Niye ihanet edeyim? Yani bir başbakanın görevi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç işlerine karışmak mıdır? İhanetten söz etti, Erbakan'ı hatırlattım kendisine. İhanetten söz etti, Dubai'de Ali Babacan'ın imzaladığı sözleşmeden söz ettim. Niye bununla ilgili konuşmuyor? İhanetin ne olduğunu herhalde Sayın Erdoğan daha iyi bilir.''

Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in, önceki gün katıldığı bir televizyon programında, kendisinin SSK Genel Müdürü olduğu dönemde ''Kurumun rekor zarara uğradığını'' iddia etmesiyle ilgili olarak, ''Bunlar gerçeği yansıtmıyor. Çünkü ciddiye alınacak bir insan değil. Eğer ciddiye alınacak bir insan olur, bana bu soruları yöneltirse ona daha sağlıklı yanıtlar veririm'' dedi.

''BAY KEMAL'', ''RECEP BEY''

Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin, ''Başbakan Erdoğan son günlerde size Bay Kemal şeklinde hitap ediyor. Bu sizi rahatsız ediyor mu? Sizin Recep Bey demenizden o rahatsız oluyor mu?'' sorusunu, şöyle yanıtladı:

''Hiç rahatsız olmadım. Onun isimlerinden biri Recep'tir. Ama ben saygımdan ötürü 'Recep Bey' diyorum. 'Tayyip Bey' desem, 'Recep Bey' desem... Ben pek çok kişiye aynı şekilde hitap ediyorum. Arkadaşlarıma da aynı şeyi söylüyorum. Yeri zamanı geldiğinde önceki Genel Başkanımız Deniz Baykal'a da 'Deniz Bey' diyorum. Deniz Bey hiçbir alınganlık göstermiyor, Recep Bey niye tepki göstersin ki? Ama Recep Bey imajı ile kamuoyundaki algı farklı. O algıdan rahatsız oluyor. Benim edindiğim izlenim bu.''

ADLİ VE İDARİ YARGI 2010 YAZ KARARNAMESİ ÇALIŞMALARI

CHP lideri, ''Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında yaşanan benzer bir kriz Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu görüşmelerinde de yaşanabilir mi'' sorusu üzerine şunları kaydetti:

''Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda görüşmeler devam ediyor. Kararname (Adli ve İdari Yargı 2010 Yaz Kararnamesi) üzerinde çalışıyorlar. Ben ciddi bir kriz çıkacağını sanmıyorum. Sonuçta uzun süredir Ankara'da Cumhuriyet Başsavcılığı koltuğu boş. Oraya da bir atamanın yapılması gerektiği çok açık. Öyle anlaşılıyor ki, hükümet, kendi düşündüklerinin atanması yönünde belli görüşler ileri sürmüş olabilir. Bunlar da tartışılabilir.

Bu tartışmaları da olağan karşılamak lazım. Yani her tartışmayı krize bağlamak, her tartışmadan sonra 'kriz çıktı' demek bana göre doğru değil. Sonunda bir görüşme yapılacak, o görüşmelerden sonra atamalar çıkacak. Eğer belli isimler üzerinde gerçekten atama krize dönüşürse, o zaman bunun kamuoyunda tartışılabileceğini düşünüyorum. Ama şimdi çok erken.''

MİTİNG KONUŞMASI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ülkede esnaf, memur, çiftçi ve emeklinin ''hayatından memnun olmadığını'' öne sürerek, ''Bu hükümet kimin derdine derman oldu?'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisince Kırşehir'de düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, bu düzenden kimsenin memnun olmadığını ancak ''faizcilerin ve rantiyecilerin memnun kaldıklarını'' iddia etti.

Ülkede esnaf, memur, çiftçi ve emeklinin ''hayatından memnun olmadığını'' savunan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Çiftçiye soruyorum, bu düzenden memnun değil, işçiye soruyorum memnun değil, emekliye soruyorum memnun değil. Bu hükümet kimin derdine derman oldu? Birilerinin bu düzenden memnun olması lazım. Kim bu memnun olanlar? Bu düzenden memnun olanlar faizciler, faizle cebini dolduranlar, yani rantiyeler, yani rant geliri elde edenler. Yani 1 milyon dolar sıcak para getirip, 1 yılda 2 milyon 370 bin dolara ulaştıranlar. Yani bir yılda 1 milyon 370 bin dolar kar elde edenler. Bunlara bu karı kim veriyor? Sizler çalışıyorsunuz, üretiyorsunuz ama onlar kazanıyor. Her yerde söylüyorum, halkın gündemi ile hükümetin gündemi farklı.''

Anayasa değişikliğinin hiçbir soruna çözüm getirmeyeceğini ileri süren Kılıçdaroğlu, ''Anayasa değişikliği memurun derdini mi çözüyor, işçinin derdini mi çözüyor, emeklinin derdini mi çözüyor, kimin derdini çözüyor? Bir kişinin derdini çözüyor. İhaleye fesat karıştıranların derdini çözüyor. Kul hakkı yiyenlerin derdini çözüyor'' diye konuştu.

Ordunun ve yargının siyasallaştırılmak istendiğini öne süren Kemal Kılıçdaroğlu, yargının siyasallaştırılmasının bedelini yine bu toplumun ödeyeceğini belirterek, ''Yargıyı 27 Mayıs'ta siyasallaştırdılar, Menderes idam edildi. 12 Mart'ta siyasallaştırdılar, Deniz Gezmiş idam edildi. 12 Eylül'de siyasallaştırdılar, 16 yaşındaki bir gencin yaşını büyütüp, 18 yaşında diye idam ettiler. Yargıyı siyasallaştırmak, orduyu siyasete bulaştırmak yanlış'' dedi.

''ÖLMÜŞ ANNE VE BABAMI SİYASETE ALET EDİYORLAR''

Anne ve babasının ''siyasete alet edilmesine'' tepki gösteren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Ölmüş annemi, ölmüş babamı bile siyasete alet ediyorlar. Bunlar ayıp. Her türlü hakareti yapıyorlar. Başbakan'ın Kırşehir'e geldiğinde bir sözü vardı. Dokunulmazlığı kaldıracaktı. Hadi şimdi kaldırsın, sözünü tutsun. Kul hakkı yiyenlerden hesap soracaksak bu anayasaya 'evet' değil, 'hayır' demeliyiz. Ben milletin sesiyim. Sizin Kemal'inizim. İktidara geldiğimizde bunlardan hesap soracağız. Rantiyecilerden, kul hakkı yiyenlerden hesap soracağız. Kırşehir'de 2002'den bu yana 8 esnaf intihar etmiş. Eskiden esnaf yazarkasa fırlatıyordu, şimdi intihar ediyor. Bu çok acı bir durum.''

ÇİFTÇİLERE DESTEK SÖZÜ

Mazot ve gübre fiyatlarının sürekli arttığını, iktidara geldiklerinde ''çiftçilerin derdine çare olacaklarını'' belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

''Mazot ve gübre gün gün zamlanıyor. Ürün bedellerinin fiyatları ise artmıyor. Biz iktidara geldiğimizde mazotu yarı yarıya ucuzlatacağız. Tarım ürünlerine gerçek fiyatlarını vereceğiz. ÖTV'yi kaldıracağız.

Hükümet çiftçiye niye düşman. Hayvancılığı bitirdiler. İthal ete verilen paranın yarısı üreticiye destek olarak verilse hepsi ihya olurdu. Şimdi Yunanistan'dan bile pamuk alıyoruz. Biz iktidara geldiğimizde çiftçimize destek vereceğiz.''

Konuşması sık sık ''Başbakan Kemal'' sloganıyla kesilen Kemal Kılıçdaroğlu ''Güzel bir Türkiye'yi yeniden kurmak için önce 'hayır' diyeceksiniz, sonra seçimde CHP bayrağı altında birleşeceksiniz'' dedi.

Kılıçdaroğlu, konuşmasının ardından, 300 partiliyle birlikte CHP'ye katılan Türkiye Değişim Hareketi Kırşehir Kurucu İl Başkanı Mehmet Karaaslan'a parti rozeti taktı.

AA
Yükleniyor...